Neler yeni

Marka Günlüğü Postu

Sparky

Guest
WhatsApp Görsel 2025-11-30 saat 13.29.28_9059a975.jpg


Creed markasını ilk keşfettiğimde beni en çok etkileyen şey, bu kadar köklü bir geçmişe sahip olup hâlâ bu kadar güncel ve prestijli kalabilmiş olmasıydı. Hikâyeleri 1760’a kadar uzanıyor. Aslında başlangıçları bir parfüm evinden çok, İngiltere’de terzilik ve özel sipariş işleri yapan küçük ama seçkin bir aile işletmesi. Zaman içinde aristokrasinin ilgisini çekiyorlar ve kraliyet üyelerine özel kokular hazırlamaya başlıyorlar.

19.yüzyıla doğru ise iş tamamen parfümün etrafında şekilleniyor. Özellikle Avrupa’da dönemin ünlü isimleri için özel kokular tasarlamaları markayı farklı bir noktaya taşıyor. Zaten Creed’i Creed yapan şey de hep bu “kişiye özel”, elde üretilen, klasik metotlara bağlı kalınan yaklaşım.

Ailenin sonraki kuşakları da aynı çizgiyi koruyor. Bugün bile markanın kendine has bir üretim tarzı var; birçok parfüm evinin vazgeçtiği geleneksel harmanlama yöntemlerini hâlâ kullanıyorlar. Bu da kokuların hem çok karakterli olmasını hem de baştan sona değişen, yaşayan bir yapı taşımasını sağlıyor.

Benim için Creed’in özeti şu: köklü, sınırlı üretim yapan, kendi tarzından taviz vermeyen gerçek bir “niş” mirası. Kokuları sevsen de sevmesen de, arkasındaki hikâyeye ve işçiliğe saygı duymamak mümkün değil.

img.png
 

SPEEDMASTER*

Yönetici
Yönetici
Yönetici
Satış Onaylı
Katılım
9 Ocak 2025
Mesajlar
1,023
Tepkime puanı
2,275
Puanları
113
Konum
İstanbul
Ekli dosyayı görüntüle 1258

Creed markasını ilk keşfettiğimde beni en çok etkileyen şey, bu kadar köklü bir geçmişe sahip olup hâlâ bu kadar güncel ve prestijli kalabilmiş olmasıydı. Hikâyeleri 1760’a kadar uzanıyor. Aslında başlangıçları bir parfüm evinden çok, İngiltere’de terzilik ve özel sipariş işleri yapan küçük ama seçkin bir aile işletmesi. Zaman içinde aristokrasinin ilgisini çekiyorlar ve kraliyet üyelerine özel kokular hazırlamaya başlıyorlar.

19.yüzyıla doğru ise iş tamamen parfümün etrafında şekilleniyor. Özellikle Avrupa’da dönemin ünlü isimleri için özel kokular tasarlamaları markayı farklı bir noktaya taşıyor. Zaten Creed’i Creed yapan şey de hep bu “kişiye özel”, elde üretilen, klasik metotlara bağlı kalınan yaklaşım.

Ailenin sonraki kuşakları da aynı çizgiyi koruyor. Bugün bile markanın kendine has bir üretim tarzı var; birçok parfüm evinin vazgeçtiği geleneksel harmanlama yöntemlerini hâlâ kullanıyorlar. Bu da kokuların hem çok karakterli olmasını hem de baştan sona değişen, yaşayan bir yapı taşımasını sağlıyor.

Benim için Creed’in özeti şu: köklü, sınırlı üretim yapan, kendi tarzından taviz vermeyen gerçek bir “niş” mirası. Kokuları sevsen de sevmesen de, arkasındaki hikâyeye ve işçiliğe saygı duymamak mümkün değil.

Ekli dosyayı görüntüle 1259
Mükemmel bir paylaşım devamını bekliyoruz 🙂
 

Sparky

Guest
MEMO_Paris_logo_logotype.jpg


Memo Paris denince akla direkt "anıların kokusu" geliyor ve bu kesinlikle tesadüf değil. Markanın arkasındaki çift, Clara ve John Molloy, aslında bu işe tam bir tutku projesi olarak başlamışlar.

Her Şey Bir Yolculukla Başladı

Hikaye 2007 yılında Paris’te başlıyor. Clara, İspanyol asıllı bir şair ve yazar; eşi John ise seyahat etmeyi hayat felsefesi haline getirmiş bir İrlandalı. Bu ikili, gittikleri yerleri sadece fotoğraflarla değil, oranın ruhunu yansıtan kokularla hatırlamak istediklerine karar veriyorlar. Zaten markanın adı da "Memory" (Hafıza) kelimesinden geliyor.

İlk İmzalar

Piyasaya çıktıklarında dönemin ağır, klasik Fransız parfümlerinden biraz daha farklı bir yol izlediler. Ünlü parfümör Alienor Massenet ile çalışmaya başladılar. İlk koleksiyonlarında bile o meşhur "deri" notası vardı ama bunu öyle bir işlediler ki, parfüm dünyasında "Cuirs Nomades" (Göçebe Deriler) serisiyle kendi kulvarlarını açtılar. African Leather ya da Irish Leather dediğimizde bugün parfüme meraklı herkesin bir durup düşünmesi bu yüzden.

Neden Bu Kadar Sevildi?

Bence Memo’nun başarısının sırrı, sadece "güzel koku" üretmek değil, bir hikaye anlatması. Şişelerin üzerindeki illüstrasyonlardan tutun, içindeki notalara kadar her şey sizi bir yere davet ediyor. Kimi zaman Burma’da bir nehir kıyısına, kimi zaman Paris’te bir sokağa...

Bugün geldiğimiz noktada Memo, o ilk günkü bağımsız ruhunu kaybetmeden niş parfüm dünyasının en prestijli isimlerinden biri haline geldi. Hala aile şirketi kafasında ilerliyorlar ve her yeni parfümleriyle aslında bize kendi pasaportlarından bir sayfa açıyorlar.

img (1).png
 

Sparky

Guest
4-238252800.png


Bence Roja Parfums deyince durup bir düşünmek lazım, çünkü niş parfüm dünyasında bu kadar "gösterişli" başka bir marka herhalde yoktur. Hikayesi aslında direkt kurucusu Roja Dove ile başlıyor. Bu adam parfüm dünyasının yaşayan efsanelerinden biri sayılır zaten.

İşin aslı şu; Roja Dove aslında tıp okuyormuş gençken ama koku dünyasına olan aşkı ağır basmış. 1980'lerde Guerlain'da çalışmaya başlıyor. Hatta Guerlain ailesinden olmayan ama orada "Professeur de Parfums" unvanını alan ilk kişi kendisi. Orada bayağı bir pişiyor, 20 küsur sene çalışıyor. Ama sonra kendi kanatlarıyla uçmak istiyor herhalde :)

Markanın Doğuşu ve Olayı

2004 gibi kendi danışmanlık şirketini kuruyor ve daha sonra Harrods'ta meşhur "Roja Dove Haute Parfumerie" kısmını açıyor. Ama asıl olay 2011'de kendi adını taşıyan Roja Parfums'u kurmasıyla başlıyor.

Roja Dove'un felsefesi biraz farklı: "Dünyanın en iyi malzemelerini kullanacağım, maliyet falan umrumda değil" düşüncesi en ön planda. O yüzden şişelerin kapaklarında falan hep Swarovski kristaller, altın varaklar bulunur. Zaten fiyatları gördüğünüzde şaşkınlık yaşamamanız imkansız. Ancak kokuların derinliği de gerçekten başka bir seviyede.

Neden Bu Kadar Meşhur?

Bence bu markayı asıl marka yapan şey, eski usül parfümcülüğü modern bir lüksle birleştirmesi. Mesela:
  • Malzeme Kalitesi: Gerçekten en nadide çiçek özlerini, en kaliteli udları kullanıyorlar.
  • Kalıcılık: Roja'nın parfümleri genelde "ben buradayım" der, öyle iki saatte uçup gitmez.
  • İmza Kokular: Mesela Elysium bence modern bir klasik oldu, her yerde karşımıza çıkıyor. Fetish veya Diaghilev ise tam bir sanat eseri ama herkese gelmez, ağır kokulardır.
Şimdilerde markanın başında hala Roja Dove var ama tabii işler çok büyüdü, dünya çapında bir dev haline geldi. Lüksün tanımını parfüm şişesine sığdırmışlar diyebiliriz özetle. Biraz "zengin kokusu" tabiri tam Roja için söylenmiş desek haksız çıkmayız.


img (2).png
 
Üst